kadiköy'de bir sokak tabelasında görüp tanıdğım ressamımız. resimde ilginç bir tarza sahip olan ve ütrkiye'de yaşamıyan fikret mualla, bir rivayete göre picasso ilen tanışmıştır. fikret mualla bir gün göl kenarında resim yaparken biri gelip "bu resim bitmiş" deyince "nasıl?!" diyor fikret mualla teoman gibi. kaderin cilvesine bakın ki bu hadsiz bizim picasso değil miymiş? fikret inanmıyor tabii bu işe, o zamanlar fotoğraf da yok çok garip yahu, ben olsam ben de inanmazdım. neyse picasso diyor ki "atölyeme gidelim gel" gidiyorlar atölyeye, fikret şaşırıyor tabii. birbirlerine resimlerinden birini hediye ediyorlar. bir rivayete göre fikret mualla, picasso'nun ona hediye ettiği resmi satıp içecek(sarhoş eden) ve yiyecek(karın doyuran) alıyor. yahu sen alkolik divan edebiyatı şairleri gibi padişahın ihsanlarını satıp içki alamaya utanmıyor musun demeyin. çok yokluk çekmiş fikret mualla. sanatçılık zor zenaat şekerim.
bir akşam gittiği meyhanede sarhoş olan fikret mualla, duvardaki atatürk portresinin ne kadar kötü çizildiğini görüp ağız dolusu küfürler eder. atatürk'e hakaret suçundan apar topar tutuklanır. polis işkencesine maruz kalan mualla, arkadaşlarının yardımıyla akli dengesinin yerinde olmadığına dair bir rapor alır. kaldırıldığı hastanede mazhar osman gözetiminde tedavi görür. burada neyzen tevfik ilen tanışır( hastanedeki ortam muazzam). bundan sonra ülkeyi terk eder fakat başından bela eksik olmaz. ne gam!