sitem
Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.
Yar yar!
Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar!
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var
edebiyatımızda ender rastlanan bir vakıa, şairliğinin yanında ressam aynı zamanda. şiir ve resmi bu kadar bir arada tasarlıyan başka birini daha görmedim. bildiğiniz üzre modern anlamda bir edebiyatımız, onun yaşadığı yıllarda, vardı fakat resmimizin bir karakteri yoktu demek yanlış olmaz. bedri rahmi türk resminde bir başlangıç noktası, mihenk taşıdır. mimar sinan güzel sanatlar fakültesinde hocalık yaptığı dönemde öğrencileriyle olan anılarına ve bütün bir yaşamında yaptıklarına dair bir belgesel izlemiştim, görüntülerin çoğunu video kamerasıyla bedri rahmi çekmişti. sevdiğini bu kadar açıkça, bu kadar candan ifade eden insanları izlemek muazzamdı yahu. Neredeyse her videoda karısını, ağabeyini, kardeşlerini, çocuklarını, annesini, babasını öpen bedri rahmi, poz kesmeyi de seven bir ağabeymiş öğrendim böylece. ilhan berk'in neden "cumhuriyetin ilk yılları gibiydi yüzün" dediğini anladığım bir belgeseldi. yeni kurulmuş bir devletin halk için halkla beraber yaptıklarını gözlerinin içi parlayarak anlattığı zamanlar... eyüboğlu ailesinin her bir ferdinin türkiye için yaptıklarını konuşmak gerek fakat sözü şimdilik burada bırakalım ve "toprağın sırrına erenler" belgeselini okuyucularımıza şiddetle tavsiye edelim.