varlık yayınları tarafından 1954'te yapılan ilk baskıda kitabın adı "alemdağında var bir yılan"dır. sait faik bu duruma çok sinirlenir, çünkü onun teslim ettiği dosyanın kapağında "alemdağ'da var bir yılan" yazıyordur. bu yanlışın yayınevine ait olduğunu söyleyip leyla erbil'e dert yanar. kitabın adı ikinci baskıda düzeltilmiştir.
sait faik'in öykücülüğünde büyülü gerçeklik etkisinin görüldüğü bu kitap, sanıyorum onun en güzel hikayelerini barındırıyor. bana göre diğer kitaplarından ayrı bir yerde durması öykülerine büyülü gerçekliğin bulanmasından ziyade başka bir şey. o vakte değin yazdıklarından izler taşıyan, ona aşina okuyucuların içine daldığı ortak bir rüya bence.
"günlerden pazartesi. yine vapurun alt kamarasındayım. yine hava karlı. yine istanbul çirkin. istanbul mu? istanbul çirkin şehir. pis şehir. hele yağmurlu günlerinde. başka günler güzel mi, değil; güzel değil. başka günler de köprüsü balgamlıdır. yan sokakları çamurludur, molozludur. geceleri kusmukludur. evler güneşe sırtını çevirmiştir. sokaklar dardır. esnafı gaddardır. zengini lakayttır. insanlar her yerde böyle. yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile.
yalnızlık dünyayı doldurmuş. sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor."